Listening to Fringe for the Future

As we slowly ease out on stay home restrictions, my days are still filled with online yoga classes, industry webinars, meditation workshops, sour dough bread making tips, gardening videos of Charles Dowding and I have to admit that I am somehow well adapted. This new way of reaching out to multiples globally for almost anything, has enabled further connections, nurturing my interest in diverse topics. Most of the times the communication is one way; but I feel connected, nevertheless.


Tonight, I attended an online webcast by Greenbiz titled “Seeing into the Future: What Fringe Consumers Can Tell Us About the Post-Pandemic Marketplace” presented by Shelton Group and learned about the whole idea of “fringe” and how they relate to the what is happening currently. Shelton Group are sustainability marketing experts who translate the good for the people and the planet into business success. The very thing that I am obsessed about and the idea of fringe societies presented, is quite interesting as they can give voice to what will happen in the future. The pre-pandemic fringe ideas mostly developed over a time period before some of them landed as mainstream whereas Shelton Group experts say that post pandemic most of the fringe is detected to be already moving into mainstream. There is an acceleration in the demand to change and see possibilities.



To give an example of what the fringe idea refers to; take the ocean plastics which back in 2016 started appearing in fringe ( mostly related to animal health) and fast forward to 2020, not only do mainstream media publish ocean plastics in relation to microplastics and a threat to human health but there are also companies who have transformed ocean plastics into raw materials. Parley for Oceans defines itself as a space where creators, thinkers and leaders come together to raise awareness for the beauty and fragility of our oceans and collaborate on projects that can end their destruction. Parley has collaborated with artists and transformed ocean tote bags using Ocean Plastics as a premium material created from upcycled plastic waste recovered from remote islands, waters and coastlines by growing global cleanup network. The Adidas trainer Alphaedge 4D Parley for the Oceans edition is also made with Ocean Plastic where the marine plastic debris becomes a premium material. Fringe listening is similar to the idea of being on the edge which I have elaborated on a previous blog.


The fringes are detected through social media literacy and I imagine through advanced AI. The reason why I was so intrigued is that currently businesses have somewhat been cut off from the customer dialogue and most customers are transformed into citizens for most industries as the consumer identities are restricted by lockdown and diminished spending. Take the fashion industry as an example where the supply chain has been trying to figure out how the post pandemic era will evolve without much hearing from the actual consumers. The webcast does not only give some recent data but also enables possible future predictions as they can provide information. The pandemic has apparently resulted in an edge/fringe situation and we are seeing the fringe ideas mixing up with mainstream. No-one could have easily imagined a world where there would be no business flights and we have started to connect with each other through mixed reality interfaces , distance learning has replaced classrooms, screens become portals to yoga studios. So, what are some of the ideas that are blooming?



First of all, the fringe ideas are presenting that there is a growing number of people who are acknowledging that the system has been flawed and distrusting the current governance. There is also a backlash against the bigger corporations who are acting upon shareholder profit and discounting good for stakeholders and the planet. The fringe individuals are questioning capitalism and the idea of limitless growth. Secondly, the fringe is telling us that people have a trust issue. The crisis has presented that it is not possible to outsource safety which also makes me think about the reliability as well as the trustworthiness of the third-party compliance audits. Everyone is trying to understand which brands to trust, which authorities or information to listen to. In a broken system where do you turn for help, information, support ? There is a new link of business to communities and as people stayed home and evaluated the current status, it has been clear that the first responders to the problems have been communities. The consumers are more alert, sensitive and considerate than before. Business as usual will not work and it is not enough to produce less, launch sustainable products, make donations ; as a more systemic change is needed. The pandemic has revealed the weaknesses of the system and as cultural shifts take place where will be an opening for some other way of being.


The fringe/mainstream expect that brands get on the front line to fight climate change, tell their story with 100% transparency, get off the political sidelines and participate in system change action plans and take care of their stakeholders and the environment. If business as usual is no longer than thinking as usual is no longer. We cannot expect to run business based on the same principles and hope that we succeed just by doing less of it. I also will take the advice on the webcast to visit reading into memes to understand better what the younger generations are considering as valid for the future. The current memes are presenting a profound desire to bring change.



Why has the fashion system been flawed is clear to most of us. There has been no room for margins in a cost/price driven supply chain thriving on manufacturing products for landfills. The industry spent years discussing who the elephant in the room was when talking about taking the responsibility to embrace sustainability. The manufacturing and the consumption thrived on tragedy of the commons and endless growth and now not only do we have a chance to change all this and co-create a new reality; but we will be asked to do so by the fringe culture who are merging into mainstream at a much faster speed. We also should not dismiss the fact that we too may well be a part of the fringe who are shaping the future.




Gelecek için uçuk fikirleri dinlemek


Evde kalma zorunluluğumuzun bir parça azaldığı bugünlerde, halen online yoga derslerine, farklı workshoplara, eğitimlere, meditasyon çalışmalarına katılıyor, ekşi mayadan ekmek yapma çalışmalarıma ve Charles Dowding’in bahçecilik videolarını izlemeye devam ediyorum. Kabul etmeliyim ki bu yaşam ritmine bir şekilde adapte oldum. Hemen hemen her konuda dünyadaki tüm uzmanlara ulaşabilmek rahatlığı ile ilgi duyduğum farklı alanlarda kendimi besleyebiliyorum. Kurduğum iletişim çoğu zaman tek yönlü olmakla birlikte yine de bir bağlantı kurabildiğimi hissediyorum.


Bu akşam GreenBiz platformunun daveti ile Shelton Group danışmanlık şirketinin sunduğu “Geleceği görmek : Uçuk tüketiciler pandemi sonrası pazarlar hakkında bize ne söylüyorlar? “ isimli internet bağlantılı çalışmaya katıldım ve uçuk oluşumların nasıl yapılandığını, izlendiğini ve tüm olan biten ile nasıl bir ilişkileri olduğunu öğrendim. Shelton Group sürdürülebilirlik pazarlaması konusunda uzman bir şirket ve çalışmaları ile markaların, insanların ve tüm dünyanın yararına yaptıkları sürdürülebilirlik uygulamalarını, başarılı iş sonuçları ile ilişkilendirip, iletişimini kurguluyor. Sürdürülebilirlik uzun senelerdir en çok ilgi duyduğum konulardan birisi ve söz konusu olan uçuk fikir toplulukları gelecek hakkında bilgi verebildikleri için bu sunumun gerek kişisel yaşamlarımız ve iş yapma şekillerimiz açısından önemli olduğunu düşünerek sizlerle paylaşmayı istedim.



Pandemi öncesi dönemde bu uçuk düşünceler zaman içinde olgunlaşmakta ve sadece bazıları ana akım halini almaktaydı. Shelton Group uzmanlarına göre pandemi etkisi ile uç fikirler daha belirmeye başladıkları dönemde ana akıma dönüşmekteler. Bu uçuk ve yönlendirici düşüncelere örnek vermek gerekir ise; 2016 yılında okyanuslardaki plastik sorunu daha çok deniz yaşamı ile ilişkilendirilen bir fikir olarak konuşulmaya başlandı ve yavaş yavaş bu konuya ilgi arttı. 2020 yılına geldiğimizde; bu sorun artık mikro plastik ve insan sağlığı gibi farklı başlıklar ile tüm medyanın ilgilendiği bir konu olmanın yanı sıra bazı şirketlerin okyanus plastiğini ham madde olarak kullandığını görmeye başladık. Parley for Oceans oluşumu kendilerini fikir liderlerinin, tasarımcıların okyanusların güzellikleri ve kırılganlıklarını dile getirmek üzere bir araya geldikleri bir alan olarak tanımlıyor ve bir uç fikrinin bir oluşuma dönme halini örnekliyor. Parley for Oceans uluslararası okyanus temizleme hareketi ile denizlerden, kıyı şeritlerinden toplanan atık plastiği değerli bir hammaddeye dönüştürerek, farklı tasarımcıların yarattığı çantaları tasarım konusunda önde giden noktalarda satışa sundu. Adidas’ın Alphaedge 4D spor ayakkabıları yine okyanus dibindeki plastik atıklarının değerli hammadde olarak kullanılması ile geliştirildi. Uçuk fikirleri dinlemek daha önceki blog yazılarımda bahsettiğim kenarda olmak fikrine de benziyor.

Uçuk dinleme sosyal medya üzerinden yapay zeka kullanarak yapılıyor. Tüketici kimlikleri zorunlu evde kalınan bu süre içinde ve azalan harcama gücünün de etkisi ile vatandaş kimliğine dönüştü ve bu süreç sonrasında da aynı kimlikte kalacaklarını düşünüyorum. Uçuk fikirleri sosyal medya üzerinden dinlemenin ilginç olmasının nedenlerinden biri de geleceğe ışık tutabilecek olmaları. Gerçekten bu dönemde tüm his, düşünce, duygu ve taleplerimizi dijital olarak ifade ediyoruz. Pandemi ile birlikte tüketicilerin yani vatandaşların harcama davranışları ile ilgili fazla bilgiye sahip değiliz ve uçuk dinleme bize gelecek ile ilgili haber verebilir. Moda sektöründen örnek vermek gerekir ise, endüstri olarak pandemi sonrası neler olacağını anlamaya çalışırken henüz tüketiciler ile direkt konuşmuyoruz, katıldığım yayında anlatılan sistem ile ana akımlarda da ortaya çıkan uçuk eğilimlerin içeriğine ulaşmak mümkün. Yakın bir zamana kadar iş seyahatlerinin, fuarların olmadığı düşünmezken şimdi farklı ara yüzler ile iletişim kuruyoruz, ekranlarımızdan okullara veya yoga stüdyolarına bağlanıyoruz. Peki acaba hangi düşünceler belirmeye ve yayılmaya başladı?


Öncelikle yapılan araştırmada ortaya çıkan, artan sayılar ile insanlar sistemin hatalı olduğunu görüyor ve yönetimlere olan güvenlerini kaybediyorlar. Aynı zamanda sadece ortaklarının çıkarlarını ve kazançlarını gözeten ve bütün paydaşlarını ve dünyanı umursamayan büyük şirketlere karşı tepkiler artıyor. Uçuk düşünceler kapitalizmin dinamiklerini ve sonsuz büyüme kavramını tartışıyorlar. Buna ek olarak Shelton Group’un araştırması insanların güven sorunu olduğunu belirtiyor. Herkes hangi markaya güvenebileceğini, hangi otoriteden bilgi alabileceğini anlamaya çalışıyor. Bozuk olan bu sistemde bilgi ve destek için nereye başvurabiliriz? Evde kaldığımız ve durum değerlendirmesi yaptığımız bu dönemde ilk desteğin ait olduğumuz topluluklardan geldiğini gördük. İş dünyasının toplum ile iç içe olduğu bir geleceğe bakıyoruz. Tüketiciler daha duyarlı, daha hassas ve daha farkında. İş dünyası eskisi gibi olmayacak ve daha az üretmek, sürdürülebilir ürünler pazarlamak, bağış yapmak yeterli değil, sistemin değişmesi gerekecek. Pandemi ile birlikte sistemin zayıflıkları ortaya çıktı ve kültür değişikliği ile birlikte başka bir yaşam mümkün olmaya başlayacak. Bunu anlamak hem bireysel olarak hem de iş dünyası, ülke yönetimleri açısından çok önemli. Uçuk fikir grupları ve ana akım markaların iklim krizi konusunda ön safhada olmalarını, hikayelerini %100 şeffaflık ile aktarmalarını, politik gereklerden arınmalarını ve tüm paydaşlarını ve çevreyi gözetmek üzere sistem değişikliği aksiyon planlarını paylaşmalarını talep ediyorlar. Eğer iş dünyası eskisi gibi olmayacak ise düşünce şeklinin de eskisi gibi olmaması gerekiyor. Bu ortamda işlerimizi aynı prensipler üzerinden belki sadece daha az üreterek yine de başarılı olabileceğimize inanıyor isek yanılıyoruz. Gelecek nasıl şekilleniyor anlamak için seminerde önerilen ve özellikle Z kuşağının kullandığı, değişim isteğini dile getiren meme’leri anlamak önemli olacak.



Moda dünyasındaki sistem bozuklukları artık hepimizi için daha anlaşılır. Maliyet fiyat savaşı ile işleyen ve rakamsal olarak bakıldığında da atık olduğunu bilerek sonsuz büyüme için üretim yapan tedarik zincirinde, kazançların kısıtlı ve sınırda olması kaçınılmaz. Sektörde sürdürülebilirlik konusu tartışılmaya başlanmasına rağmen tartışmalar bu konuda uzun zaman sorumluluğu kimin alması gerektiği ile sınırlı kaldı. Üretim ve tüketim ortak kullanımların trajedisinden ve sonsuz büyümeden beslendi. Şimdi tüm bunu değiştirmek ve birlikte çalışarak yeni gerçeğimizi yaratmak için bir şansımızın olmasının yanı sıra, hızla ana akıma dönüşen uç fikirler bu değişimi kararlı bir şekilde talep ediyorlar. Geleceği şekillendirecek “uç”lardan olabilme şansımızı kullanmak elimizde.



Stay tuned.

© 2020 INDIGO FRIENDS. All rights reserved.